9/4/2009 · Kategori: OSMANLI

REDDETTİĞİMİZ MİRAZ PEŞİMİZİ BIRAKMIYOR

 

Reddettiğimiz miras peşimizi bırakmıyor...


ABD Başkanı Barack Obama İslam dünyasına mesaj vermek için Türkiye'yi seçti.


ABD Başkanı Barack Obama İslam dünyasına mesaj vermek için Türkiye'yi seçti.

Papa 16. Benediktus ve İngiltere Kraliçesi II.Elizabeth de daha önce aynı yönde karar vermişlerdi. 

Aralık 2006'da İstanbul'a gelen Papa tıpkı Obama gibi, önce Ayasofya'yı ardından da Sultanahmet'i ziyaret etti.

Mihrap önünde İstanbul Müftüsü ile dua etmek için "huzur duruşu" bile yaptı.

Mayıs 2008'de bu kez Kraliçe II.Elizabeth, aynı amaçla Türkiye'yi tercih etti.

Ancak Kraliçe Sultanahmet Camii yerine, Bursa Yeşil Camii'yi ziyaret etti.

Ayakkabılarını çıkardı. Başını örttü. Kur'an Kerim dinledi.

Demek ki, Türkiye son dönemin moda ülkesi...

İyi ama neden?

İsterseniz Türkiye ve İstanbul'u değerli kılan bazı hususları alt alta sıralayıp, Türkiye'nin neden tercih edilmek zorunda kalındığını değerlendirelim.

***

İstanbul, Bizans'a bin yıl, Osmanlı'ya 6 asır başkentlik yaptı. İki köklü medeniyeti buluşturuyor.

İstanbul, halifenin dört asır görev yaptığı ve halifeliğin ondan sonra devrolmadığı şehir.

Türkiye, laik-demokratik bir rejime sahip olmasına karşın nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülke.

Batılı ittifaklar içerisinde. NATO üyesi, AB ile üyelik müzakereleri yürütüyor.

Buna karşılık, İslam Konferansı Teşkilatı'nın Genel Sekreteri de bir Türk.

Bu maddeleri daha da artırmak mümkün ama iki önemli husus, siyasi ve ekonomik gerçeklere de işaret etmekte fayda var.

Türkiye, 200'ü aşkın ülkeye ihracat yapıyor.

Dünyanın en büyük 17'nci ekonomisine sahip ve bu nedenle G-20'nin ender "İslam" ülkelerinden birisi oldu.

İslam dünyasında üretime dayalı ekonomisi en güçlü olan ülke.

Kişi başına milli geliri 10 bin doları aştı.

Yani Batılı ülkeler için bir model ülke...

***

Siyasi boyuta gelince, Türkiye bölgesinde "barış üreten" bir ülke.    

Batı karşıtlığının yükselmesine sebep olan Irak'ın işgali sürecinde asker göndermeyi reddeden ender ülkelerden birisi.

Buna karşılık Irak'ın parçalanmasını önlemek için de "Irak'a Komşu Ülkeler" zirvesini toplayan ülke.

Yakın zamana kadar sorunlu olduğu Suriye ve savaş halinde olduğu İsrail arasında barış sürecini yürüten ülke.

Rusya-Gürcistan çatışması ve Azerbaycan-Ermenistan savaşını sona erdirmek için Kafkas İstikrar Paktı girişimi başlatan ülke.

El Kaide terörü ve karikatür krizi nedeniyle büyüyen medeniyetler çatışması ihtimalini frenlemek üzere "Medeniyetler İttifakı" girişimini başlatan ve halen eş başkanlığını yürüten ülke.

Afganistan'da El Kaide merkezli teröre karşı yürütülen savaşta NATO üyesi Müslüman ülke olarak, müdahalenin "Haçlı Seferi" gibi algılanmasını önleyen ülke.

Afganistan ve Pakistan arasında giderek yükselen gerginliği gidermek amacıyla tarafları buluşturan ve iki kez zirveye ev sahipliği yapan ülke.

Hindistan ve Pakistan arasında Mumbai saldırısıyla artan gerilimin bir sıcak çatışmaya dönüşmemesi için devreye giren ülke.

İran ile ABD arasında bir çatışma çıkmaması için gayret sarf eden ve arabuluculuk yapmaya çalışan ülke...

***

Bütün bu unsurları alt alta koyduğunuz zaman, Türkiye'nin İslam dünyasına mesaj vermek için en ideal "Müslüman ülke" olduğu kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Bütün bunlara son dönemlerin istikrarlı muhafazakar demokrat iktidarı da eklenince, Türkiye rakiplerinin çok önüne geçiyor.

Sonuç olarak "Neden Türkiye?" sorusuna, özetle üç cümle ile cevap vermek mümkün.

Birincisi, reddettiğimiz "Osmanlı ve İslami mirasımız" peşimizi bırakmıyor...

İkincisi, Türkiye ekonomik olarak daha güçlü ve diplomatik girişimlerle barış

üreten aktif bir ülke...

Üçüncü olarak da, muhafazakar demokrat bir hükümetin "sessizlerin sesi olmak" amacıyla risk alarak attığı adımların sağladığı itibardan beslenmek istiyorlar...

Erhan BAŞYURT/bugün

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::